Burcu Erdem / Okul Yöneticisi

Neden Hala Montessori FelsefesiÇakar, Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümünden mezun olduktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Eğitim Programları Yüksek Lisansını tamamlamıştır. Çeşitli özel okullarda öğretmen olarak çalışmanın yanı sıra çeşitli kurumlarda eğitim koordinatörlüğü ve ASHOKA “Fark Yaratan Okullar” grubunda Okul Temsilciliği yaparak; uluslararası alanda çalışmalar yürütmüştür. Mutlu Panda Anaokulu’na katılmadan öğretmenlik deneyimlerinin yanı sıra önce Yenilikçi Öğrenme Merkezi’nde okul öncesi eğitim programı tasarlama ve geliştirme, öğretmen eğitimi tasarlama gibi çalışmalarda bulunmuştur.

Eğitim ve akademik hayatı süresince Reggio Emilia ve Montessori felsefesi gibi Alternatif Eğitim Felsefelerine yönelik çalışmalar yapan Çakar, bu konularda makaleler yayınlamış ve danışmanlık yapmıştır. Emel Wilbrant Çakıroğlu’nun 3-6 yaş Montessori Eğitmen Eğitimi Sertifika Programını tamamlayan Çakar, aynı zamanda orman anaokullarına giriş eğitimini bitirmiştir ve orman okulları sertifika programlarına halen devam etmektedir.

Çakar, çocuk gelişimi konusunda Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü ile Kıvılcım Projesi (Çakar’ın koordinatörlüğünde gerçekleşen bu projede, Avustralya Büyükelçiliği’nin ve Beyoğlu Belediyesi’nin desteği ile Dolapdere’de 7-14 yaş arası çocuklarla drama, müzik ve oyun eşliğinde hak temelli çalışmalar yapmıştır.), Pembe Ev Projesi (Toplum Gönüllüleri ile ortak yapılan bu projede Düşünce Oyunları dersleri vermiştir) ve SHÇEK Projesi (SHÇEK işbirliği ile yürütülen bu projede okulöncesi dönemindeki çocuklarla zihinsel eğitim programlarının uygulanması yanında eğitici çalışmalarda bulunmuştur) gibi farklı projelerde yer almıştır.

Neden Hala Montessori Felsefesi

“Çocukların kendi kendine yapabileceği işlerde yardım etmeyin!” der Maria Montessori. Çocuğun yapabilirliğine güvenmek ve yapabilirliğini desteklemek adına beceriler geliştirmesini sağlamak Montessori Felsefesi’nin önemli bileşenlerinden biri. Montessori felsefesi ile çocuklar kendi becerilerinin farkına varırken kimseyi kıyas almadan kendi gelişimlerine odaklanabiliyorlar. Kendi gelişimlerine odaklanan çocuklar rekabetin yarattığı mutsuzluk yerine kendi gelişimlerini görmenin mutluluğunu yaşıyorlar. Hepimizin yetiştirmek istediği “mutlu bir çocuk” değil midir?
Montessori Felsefesi somut materyaller ve çalışmalarla çocukların farklı alanlardaki gelişimlerini bireyselleştirilmiş yöntem ile destekliyor. Özellikle okul öncesi çağda her bir çocuğun farklı alanlarda farklı seviyelerde geliştiğini gözlemliyoruz. Dil becerilerinde çok iyi olan bir çocuk motor becerilerinde daha fazla gelişmeye ihtiyaç duyabiliyor. Bunun yanında aynı tarihte doğmuş çocuklarda farklı gelişimsel süreçlere şahit olabiliyoruz. Bu durumda aynı yaşta olsalar dahi tüm çocuklarla aynı anda aynı beceri üzerine çalışılabilir mi? Eğer çocukların sahip oldukları potansiyeli
açığa çıkarmak istiyorsak bu sorunun cevabı “hayır”. Bireyselleştirilmiş eğitim ile çocukların hangi alanda ne tür becerilere ihtiyaç duyduklarının gözlemlenmesi ve buna göre çalışma planının oluşturulması mümkün oluyor. Böylelikle her çocuğun ihtiyaç duyduğu beceri üzerine ihtiyaç duyduğu kadar yoğunlaşabilmesine olanak sağlamış oluyoruz.
Montessori Felsefesi’nin bir diğer önemli ayağı ise karma yaş sınıfları. 3, 4 ve 5 yaşlarındaki çocukların aynı sınıfta bireyselleştirilmiş çalışmalar yaptıkları bir düzen, geleneksel eğitim düzenine alışmış yetişkinler için ilk başta anlaşılması biraz güç olabiliyor. Her çocuğun kendi gelişimsel sürecine odaklanan sınıf düzeninde farklı yaşlarda çocukların bulunması sınıf içindeki öğrenme ortamını destekliyor. Beş yaşındaki bir çocuk üç yaşındakine yardımcı olabiliyor ve kendi öğrendiklerini aktarabiliyor. Örneğin, sayılara merak duyan üç yaşlarındaki bir çocuğa kendinden daha büyük bir çocuk sayılarla ilgili bir materyali gösterip öğrenmesine destek olabiliyor. Peki büyük olan çocuk
kendinden küçük çocukların da bulunduğu sınıflarda neler öğreniyor? Araştırmalar gösteriyor ki bilginin en fazla kalıcı olduğu zaman başkalarına aktarıldığı zamandır. Böyle bir durumda büyük olan çocuklar kendisinden yaşça ya da beceri anlamında farklı olan çocuklarla öğrendiklerini paylaşarak kendi bilgi ve becerisini içselleştiriyor ve kalıcılığını arttırıyor.
Çocukların gelişimleri esnasında çeşitli kritik dönemlerden geçtiğini gözlemlemiştir Maria Montessori. Belirli yaş aralıklarında harekete, dil öğrenmeye, küçük nesnelere ve matematiğe karşı ilgi artışı görülür. Bu dönemlerde eğer çocuklar ihtiyaç duyduğu becerilere dair somut materyaller ve fiziki ortam ile karşılaşırsa öğrenmeleri de bir o kadar hızlı ve kolay olur. Eğer bu dönemi kaçırırsak ve ilgisi olmadığı bir dönemde öğrenme ortamı oluşturursak çocuğun o spesifik alandaki beceriyi kazanması için çok daha fazla çaba sarf etmesi ve zaman harcaması gerekecektir.
Montessori tüm zamanlara hitap eden bir eğitim felsefesi olması sebebiyle günümüzde önemini koruyor. Ne güzeldir ki daha çok okuyan ve araştıran ebeveynler sayesinde Montessori Felsefesi ülkemizde de daha çok bilinir ve daha çok tercih edilir bir hale geliyor.

Bir Yorum Bırakın

Yorum Yap