Burcu Aybat / Eğitim Yöneticisi & Yazar

Eğitimde yenilikçi yaklaşımlar ve uygulamalar, öğretmenler için mesleki gelişim programları, öğretim programı geliştirme ve teknoloji entegrasyonu konularında 17 yıldan fazla süredir Robert Kolej, Enka Okulları, ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarında pek çok farklı pozisyonda çalışma fırsatı yakaladı. Şu an İELEV Özel 125. Yıl İlkokul ve Ortaokulunda okul müdürü olarak görev yapmaktadır. ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde lisans ve yüksek lisansını tamamladı. Doktorasını Bahçeşehir Üniversitesinde Eğitim Teknolojileri bölümünde yapmaktadır. Uzmanlık alanları arasında müfredata yenilikçi yöntemlerin, yaklaşımların ve teknolojilerinin entegrasyonu; öğretmenler ve öğrenciler için profesyonel gelişim ve liderlik programları bulunmaktadır. Öğretmenlerin 21. yüzyılda başarılı ve mutlu bir nesil yetiştirmeleri için dönüşümü nasıl başlatabileceklerini anlatan ve en son 7. baskısını yapan “Öğretmen 2.0” kitabını yazdı. Selçuk Doğan’la birlikte yazdığı ikinci kitabı “Öğretmen 2.0: Tasarımcı” Temmuz 2017’de yayımlandı. KAGIDER (Kadın Girişimciler Derneği) ve Microsoft tarafından Mayıs 2016’da Türkiye’de yılın en başarılı kadın eğitimcilerinden biri seçildi. K12 düzeyinde Türkiye’nin tek “Adobe Eğitim Lideri”dir. 2013 yılında Google Apps for Education Certified Trainer, 2015 yılında Microsoft Innovator Expert, 2015 yılında Common Sense Certified Educator unvanlarını aldı.

Farklı okullarda ve branşta çalışan 400’den fazla öğretmenin Türkiye’deki eğitimi dönüştürmek adına birlikte hareket ettiği Egitimtek öğretmen ağının eş kurucusudur. 2014 yılından bu yana 100’den fazla eğitmen yazarın aktif olarak yazdığı “Eğitimde Teknoloji” blog sayfasını kurdu. (www.egitimdeteknoloji.com). Türkiye’nin ilk düzenli Twitter sohbeti #egtkonus’u başlatan ve yöneten ekibin içindedir. (www.egtkonus.com). Öğretmenlere yönelik hazırlanan ETUSP, STEM ve Maker Öğretmen sertifika programlarını hayata geçirdi. (www.etusp.com) Edtechist ve EDK gibi uluslararası eğitim konferanslarının organizasyon komitelerini yönetti. 40’tan fazla okulda 1:1 laptop programının uygulanması ve öğretmen profesyonel gelişim programının hayata geçirilmesi konusunda danışmanlık yaptı. Son üç yılda 100’den fazla, farklı öğretmen grubuna yenilikçi yöntem, yaklaşım ve teknolojilerin müfredata entegrasyonu konusunda eğitimler verdi.

Yaratıcı Çocukların Öğretmeni Olmak

İnovatif ve yenilikçi bir öğretmen olup olmadığınızı anlamak için kendinize “Kendi sınıfımda öğrenen olmak ister miydim?” sorusunu sorabilirsiniz. Öğrencim için en iyisi ne olurdu? Öğrencimin tutkusu ve ilgi alanı ne? Gerçek bir öğrenen sınıf yaratmak için neler yapmalıyım? Uygulayacağım şey öğrencilerim için nasıl işler? gibi sorular tam da yaratıcı çocukların sahip olması gereken yaratıcı öğretmenin soruları.

Motivasyonu yüksek, beklentileri sıradanı aşan, etkili iletişim kurabilen, konuşmak kadar dinlemeyi de bilen, konuştukça esinlendiren ve öğrencilerine yepyeni ilgi alanları ve içinde yüzecekleri bir merak havuzu yaratan öğretmendir yaratıcı öğretmen. Alanına hakimdir, kendine ve alanındaki bilgisine güvenir. Ancak kesinlikle bunun yeterli olmadığını bilir. Merakı ve yaratıcılığı harekete geçirecek stratejileri ve yöntemleri bilir, uygular ve geliştirir. Öğrencilerinin kendisinden bağımsız, kendi kendilerini yönlendirerek öğrenebilecekleri öğrenme ortamları kurgular. Bunu da çok iyi başarır. Öğrenci gruplarını yönetir, onlara mentorluk eder. Aynı zamanda bireysel olarak öğrencilerini takip eder, onların farklılıklarını görür, kabul eder ve onları her fırsatta takdir eder.

“Learn like a Pirate / Korsan gibi Öğren” kitabının yazarı ve eğitimci Paul Solarz’ın sözünü ettiği “Marble Theory” (Misket Teorisi) yaratıcı çocukların öğretmeni olarak kabul etmeniz gereken bir yaklaşım. Sınıfınıza gelen her çocuk farklı bir geçmişe sahip. Kimisi öyle öğrenme deneyimleri yaşamış ki kendine güveni zarar görmüş ya da notları diğerlerinden daha aşağıda olduğu için öğrenmekten vazgeçmiş. Kimisi de geçmişteki başarılarından dolayı umut ve heyecan dolu. Paul, bu teori ile öğrenmenin oyun sahasının çizgilerini ve zeminini belirliyor. Her bir öğrencinizin kabiliyetleriyle, yetenekleriyle ve ilgi duydukları alanlarla biricik olduklarını gösteriyor. Öğrenciler sınıfta herkesin farklı zenginliklere sahip olduğunu görerek eşit olduklarını anlıyorlar. Böylece saygı çerçevesinde ve iş birliği ortamında iletişim kurabildiklerini görüyor.

Misket Teorisi’ne göre hepimiz beynimizde aynı sayıda misket (marble) ile dünyaya geliyoruz. Bu misketler ilk başta küme şeklinde. Ancak zaman içinde bizler bu misketleri öğrendiklerimiz ışığında kaplar içine koyuyoruz. Bu kaplar bizim becerilerimizi, yeteneklerimizi ve yatkınlıklarımızı temsil ediyor. İstediğiniz kadar kap yapabilir, istediğiniz isimde kaplara sahip olabilirsiniz. Paul ne yazık ki okulda en çok öğrencilerimizin akademik kaplarında ne olduğu ile ilgillendiğimizi ve bu kapları sürekli değerlendirdiğimizi söylüyor. Hızlı okuyan, iyi yazan, fende ve sosyalde başarılı olan çocuklara “akıllı çocuklar” diyoruz. Halbuki müzik, iletişim ve yaratıcılık kapları dolu olan çocuklara aynı değeri veriyor muyuz?

Elbette öğrencilerimizin her alanda gelişimini takip etmek başta okulun ve öğretmenlerin birinci sorumluluğu. Kimi zaman bu gelişimi takip edebilmek ve etiketlendirmek için notlara başvurmak durumundayız. Ancak bu notlar öğrencilerimizi “akıllı” ya da “tembel” olarak etiketlemeye sebep olmamalı. Öğretmen olarak günlük aktivitelerinizde nota odaklanmamak bir çözüm olabilir. Öğrencilerinizin yapmış oldukları gündelik hataları bir öğrenme fırsatına dönüştürmek adına pratik yapmak için verdiğiniz ödevlere not vermekten uzak durabilirsiniz. Bunun yerine onların gelişimini sağlayan geri bildirim vermenin değeri oldukça fazla. Misket Teorisi de öğrencilerinizin farklılıklarından dolayı gelişiminin farklı seyredeceğini ve bu farklılıkları kabullenmekten çok onları kucaklamak gerektiğini söylüyor. Öğrencilerimizi farklı yapan şeylerin sınıfınıza ve öğrenmeye yeni bakış açıları ve yeni düşünme şekilleri getireceğine inanıyor. Farklılıklarımız büyümemizi, değişmemizi ve yeni şeyleri deneyimlememizi sağlıyor. İşte tam da inovasyonun kök salacağı bir anlayış bu olsa gerek.

Yaratıcı çocukların öğretmeni olmak kolay değil. Ama kesinlikle keyifli ve mesleki açıdan tatmin edici olacak. Zaman akıp gidecek. Tasarımın gücünü keşfederek bol bol planlama yapacaksınız. Çünkü fikir üretmek, denemek, değerlendirmek zaman ve çaba ister. Bu yatırımlardan korkmayın. Kimi zaman kendinizi doğaçlama yaparken bulacaksınız. Değişimle yaşamayı, değişimle başa çıkmayı siz de öğreneceksiniz. Yaratıcı öğretmen olarak deneysel yaklaşacak ve kendinize bu deneylerden dersler çıkararak öğrencileriniz için yepyeni öğrenme deneyimleri kurgulayacaksınız.

 

Not: Bu yazı yazarın yakında çıkacak “Geleceği Kodlayanlar”’ kitabından bir bölümdür.

Bir Yorum Bırakın

Yorum Yap