Barış Sarısoy / Eğitim Uzmanı

Barış Sarısoy ilk olarak Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans öğrenimine Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri alanında devam etti ve tezini “Öğretmenler için Duygusal Zekâ Becerileri Eğitim Programının, Tasarlanması, Uygulanması ve Değerlendirmesi” konu başlığında yaptı. Çağdaş Drama Derneği Yaratıcı Drama Liderliği/Eğitmenliği programını tamamladı. Bir süreliğine farklı kurumlarda drama öğretmenliği yaptı. Ayrıca Özel Yönder Okulları’nda Eğitimde Program Geliştirme Sorumlusu olarak çalıştı. Barış Sarısoy duygusal zeka, eğitimde program geliştirme, yaratıcı drama, duygusal öğrenme ve yetişkinlere yönelik eğitim programlarıyla ilgilenmekte ve bu konularla ilgili uluslararası dergilerde makaleleri, sempozyum, kongre ve konferanslarda sunulmuş bildirileri, atölye çalışmaları bulunmaktadır. Ayrıca Çağdaş Drama Derneği’nde Yaratıcı Drama Liderliği yapmakta ve gönüllü çalışmalarını sürdürmektedir. Şuanda, farklı eğitim platformlarında, yazar olarak eğitim alanında yazılar yazan Barış Sarısoy, Yenilikçi Öğrenme Merkezi / YÖM Okulları’nda Akademik Koordinatör olarak çalışmalarına devam ettirmektedir.

Kurgular Çocukların Beynini Sosyal Yaşama Nasıl Hazırlar?

Çocukların en çok ilgili duyduğu şeyler: Çizgi filmler, onlara anlatılan masallar, hikayeler ve oyunlar…
Peki bunların çocuklar için bu kadar ilgi çekici olmasının nedeni ne? Aslında bu sorunun cevabını yukarıda bahsettiğim çocukların en çok ilgi duyduğu şeylerin ortak özelliğinde aramak gerekir. Bu ortak özellik, hepsinin kurgusal bir yapısının olması…
Kendi deneyimlerimden örnek verecek olursam. Her zaman kurgusal bütünlüğü olan dersleri sevmişimdir. Özellikle çalıştığım yaş aralığı doğrultusunda baktığımda, çocukları en çok içine çeken ve onlara en çok öğrenme verimini sağlayan derslerin, böyle bir organik yapıya sahip olan dersler olduğunu söyleyebilirim. Tabi kurguların çocukların birçok açıdan ilgisini çekmesi, kalıcı ve anlamlı öğrenmeyi sağlaması dışında onların gerçek yaşamın pratiğini yapmaları anlamında da büyük bir yararı var. Özellikle çevresiyle kurduğu ilişki ve sosyal becerilerinde… Bu varsayımımı bilimsel olarak desteklemek için öncelikle sizlerle birkaç araştırma paylaşmak istiyorum. 2011 senesinde, Kanada’daki York Ünivresitesi’nden psikoloji profesörü Raymond Mar, anaokulu öğrencileri üzerinde yaptığı araştırmalarda, çocuklara ne kadar çok hikaye okunursa, o çocukların diğer insanların zihninden geçenleri anlama yeteneklerinin bir o kadar geliştiğini ortaya çıkarmış. Bunun yanında yetişkinlerle yaptığı çalışmalarda ise, 86 fMRI beyin taraması sonucunu değerlendirdiği araştırmasında, hikayeleri anlamak için kullandığımız sinir ağları arasında hatırı sayılır bir örtüşme olduğu sonucuna varmış. Bu iki araştırmanın sonucunda Mar “Hikayeler bize gerçek hayatta karşılaşılan olayların bir çeşit zihinsel simülasyonunu sunarak arkadaşlarımızın, komşularımızın ve sevgililerimizin niyetlerini, isteklerini arzularını ve üzüntülerini nasıl yorumlamamız gerektiğini öğrenmemiz için pratik yapma imkanı sağlar.” sonucuna ulaşmış. Yukarıdaki araştırmalardan da açıkça anlaşılabileceği gibi kurgular ve kurgular içerisinde yaşanan sosyal durumlar çocukların deneyimsel olarak birçok anlamda sosyal becerilerine katkı sağlıyor. Araştırmanın ilginç bir çıktısı daha var. O da hikayelerin üzerine çocuklarla sohbet ediyor olmanın, çocuklara bu konuda daha fazla katkı sağladığı…
Yani, hikayeler içerisinde yaşanan durumlar ve karakterlerle ilgili davranış-sonuç değerlendirmesi yapmalarını istediğimizde bunun etkisi daha çok artıyor. Örnek verecek olursak, çocukla birlikte bir hikayeyi, masalı okurken veya herhangi bir çizgi film izlerken şu şekilde sorgulamalar yapmak:
● Bu şekilde davranmasaydı ne olurdu?
● Ne yaptığı için böyle bir durum ortaya çıktı?
● Sen olsaydın böyle bir durumda neler yapardın?

● ……. çözmek için ne yapması gerekiyor?
● Sence hikayenin bu kısımından sonra ……. ve …….. arasında neler olacak?
Bu sorgulamalar, çocukların beyninde hikayede geçen sosyal durumların üzerine yoğunlaşmayı ve buradaki karakter davranış ve tutumlarını değerlendirerek zihinde anlamlı ilişkiler kurarak kaydetmesini sağlıyor. Şüphesiz, sosyal becerilerin çocukların gerçek yaşamına katkısı tartışılamaz derece büyük. Sadece çevreyle kurdukları pozitif ilişkiler için değil, yaşam başarısı için de kritik becerilerden biri. Anaokulundan başlayarak 20 yıl boyunca devam eden bir sosyal beceri değerlendirme çalışmasında, çocuğun anaokulunda sosyal beceri değerlendirmesinde aldığı +1 puanın üniversiteden mezun olma ihtimalini iki kat, başarılı bir iş yaşamına adım atmasını %46 arttırdığı keşfedilmiş.
Diğer taraftan değerlendirmeden alınan her -1 puanın yetişkinlikte suça karışma oranını %67, alkolizm problemi yaşamasını %52 ve devlet yardımı bekleme listesine girmesini %82 arttırdığını keşfetmişler. Sonuç olarak sosyal beceriler tahmin edilebileceği gibi delicesine dertlenilen sayısal, sözel ve mantıksal becerilerden çok daha değerli ve önemsenmesi gereken bir beceri…
Çocukların sosyal becerilerine çok kolay ve ücretsiz bir yolla yatırım yapmak istiyorsanız, beyinlerini kurgularla gerçek yaşamdaki sosyal deneyimlere hazırlayabilirsiniz. Yaşamın pratiğini kurgular yoluyla yapmasına şans
yaratabilirsiniz.
O zaman, bu akşam çocuğunuzla birlikte bir kitap okuyarak başlayabilirsiniz. Yukarıda paylaştığım sorgulamalar da kitapla ilgili sohbetinizin konusu olabilir…
Emin olun, her gün bu deneyime ayıracağınız 15 dakika, çocuğunuz bir yetişkin olduğunda geride ona bırakacağınız şeylerden çok daha değerli olacaktır.

Bir Yorum Bırakın

Yorum Yap