Bahar Tunçay / Eğitimci Danışman

Gazi Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi mezunu olan Bahar Tunçay Erken Çocukluk döneminde uzun yıllara dayanan deneyime sahiptir. Yirmi dört eğlence dolu yıl boyunca öğretmenlik yapmıştır. 6 aydan 5 yaşına kadar çocuklarla çalışma fırsatı olmuştur. İki güzel çocuğun annesi olarak da ilk yılların ne kadar önemli olduğunu ve büyümeleri üzerindeki olumlu etkiyi gözlemlemiştir . Erken çocukluk eğitimi konusunda tutkulu, çocuklarla çalışmaktan  çok keyif almaktadır. Bütün çocukların öğrenmek ve gelişmek için güvenli bir eğitim ortamına sahip olmayı hak ettiğini düşünen Eğitimci Bahar Tunçay; çocukların her zaman yeni zorlukları öğrenmeye hevesli olduğunu ve onlarla birlikte öğrenmenin eğlenceli olduğunu düşünmektedir.

Şu anda Dudullu Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Kampüs Kreş Eğitim Kurumları’nda eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Kampüs Kreş için şimdiye kadar yaptığım en iyi kararlardan birisi olduğuna vurgu yapmaktadır. Çocuklar için yaratıcı, ilgi çekici ve sürükleyici bir öğrenme deneyimi sunan bir öğretim kadrosunun parçası olmaktan keyif aldığını ve etkileyici öğretmenler için danışmanlık ve destekte bulunabilmekten mutluluk duyduğunu belirtmektedir. Her öğretmenin mesleki yönden beslenmesi, gelişime açık olması ve ömür boyu öğrenen olması gerektiğine inanmaktadır. İşi dışında, tarihi yerleri ve müzeleri gezmeyi, arkadaşlarıyla ve ailesiyle seyahat etmeyi ve vakit geçirmeyi sevmektedir.

Çocuğum Bir Süper Kahraman mı?
Sevgili ebeveynler; en değerli varlıklarınız çocuklarınızın okula başlama zamanı geldi. İşte şimdi asıl göreviniz başladı. Bu aslında beklediğinizden de zorlu bir görevdir. Okula uyum haftasında diğer ebeveynlerle bekleme odalarında ister istemez her anne -baba, diğer çocukları da gözlemlemeye ve içten içe kıyaslamalara başlarsınız. Eyvah benim ki alışamadı, şu mavi gözlü çocuk aynı yaşta ama nasılda girişken. Bu sizlerde hem suçluluk hem de insan doğası gereği gizli bir rekabeti beraberinde getirir. Sizlerde çocuğunuzun başka alanlarında ne kadar becerikli ya da yetkin olduğunu kanıtlamak istersiniz. Bu süreçte çocuğunuzun ilk görevi olan okula alışma ve güvenli bir bağlanma ile öğretmeni ve okulunu sevmesi olduğunu kaçırabilirsiniz.

İlk hafta tamamlanmadan bir sabırsızlık başlar hala alışamadı bir sorun mu var? diye. Genelde bu tarz bir sorunda ebeveynlerin ilk olarak aklına okul ve öğretmenin çok çabalamadığı gelir. Böyle olunca da anne-baba, aile büyükleri (anane, babaanne ve dedeler) okula ve öğretmene karşı güven ile ilgili ilk sarsıntıyı hissederler. Aileden “Öğretmenle çok uyum sağlayamadı sınıfını mı değiştirsek?” soruları gündeme gelir. İşte bu noktada öğretmende de telaş uyandırmayı başarırsınız. Aslında her şey olması gerektiği gibidir. Çocuklar kendi hızında ve ihtiyacı doğrultusunda bu süreçleri sağlıklı bir şekilde geçirirler. Dışarıdan müdahaleler çoğu zaman istenildiği gibi bir gelişme kaydetmez.

Neyse ki çocuğunuz ikinci hafta artık rahatlamış ve okula daha istekle gelmeye başlamıştır. Bu durumda ailelerin diğer istekleri oluşmaya başlar. Demek ki okul da tüm sorunlar çözülebilir fikri gelişir. “Evde yemekte çok seçici, burada arkadaşları ve sizlerle belki yemeye başlar” diye taleplerinizi öğretmene iletirsiniz. Çocuklar elbette okulda evden farklı davranabilirler. Grupla hareket etme isteği, aidiyet duygusu ve öğretmenle sevgi dolu iletişimde çocuklar daha açıktırlar. Ama Ayşe olan kızınız okulda Fatma’ya dönüşmeyecektir. Sevdikleri, karakteri, ilgileri gelişecek ama tamamen değişmeyecektir. Evde bunaldığınız bu sorunların altında ki asıl sebep aile tutumlarınız ve çocuğunuzun yapısı ile bağlantılı olabilir.

Üçüncü aşamada aslında konumuzun başında değindiğimiz içinizin en derinlerinde oluşan en zeki, en hızlı öğrenen, en başarılı çocuk benim güdüleriniz harekete geçer. Okul açılalı 3 hafta olmuştur. Artık birçok okulda olduğu gibi sizin çocuğunuzun okulunda da yabancı dil öğrenimi çok önemlidir. Fakat siz çocuğunuzdan öğrendiği yabancı dil ile ilgili hiçbir geri bildirim alamıyorsunuz. Tehlike çanları sizin içinizi kemirmeye başlar ve yine sorgularsınız. Neden hala hiç konuşmuyor, ne zaman konuşacak? Öğretmenler bunun bir süreç olduğunu önce alıcı dilin geliştiğini daha sonra ifade edici dilin gelişeceğinden bahsederler tıpkı anadilini öğrendiği gibi.

Şimdi bu çocuğun yerine kendinizi koymanızı istiyorum. Bilmediğiniz bir ülkeye çalışmaya gittiniz. Oldukça tedirginsiniz ve yeni bir işe başladınız. İlk haftanın sonunda sizden bazı beklentiler var. Kurum kültürünü tamamen öğrenmeniz, takım arkadaşlarınız ve patronlarınızı sevmeniz, bu ülkenin yiyecek ve içeceklerini sorgulamadan yemeniz, mümkünse üç hafta içinde de hiç bilmediğiniz bu dili konuşacak düzeye gelmeniz.

Sevgili ebeveynler sizlere sormak istiyorum bu kadar beklentiler çocuğunuz için mi kendiniz için mi?
Çocuğunuzdan bu beklentileriniz yaşına, karakterine, ihtiyaçlarına uygun mu? Yoksa çocuğunuz bir
süper kahraman mı?

Bir Yorum Bırakın

Yorum Yap